Judith Butler - Kavramsal Direktör

“Türkiye’nin trans cinayetleri sıralamalarında Avrupa’da birinci, dünyada ise dokuzuncu sırada olduğunu biliyorum. Bu güçlü baskıya rağmen, Türkiye’de 90’larda Ülker Sokak’ta başlayan, bugün ise yasaklanan Onur Yürüyüşleri’nde polise karşı direnen, kararlı bir queer mücadele söz konusu. Türkiye’de queerler sadece kendi hayatları için değil tüm kırılgan hayatlar için, barış, adalet, eşitlik ve özgürlük için direniyorlar. İlk kez bir film festivalinde yer alacağım, üstelik Türkiye’de, konuşulan dilleri bilmediğim bir ülkede; benim için hem tedirgin edici, hem heyecan verici bir deneyim. Antalya Film Festivali’ne katılarak hem Türkiye’de cinsiyet rollerinin sinemada nasıl yorumlandığını incelemek, hem de bu mücadelenin izlerini beyaz perdede ve etkinliklerde görünür kılmak istiyorum. Queer hayatların önemli ve cinayetlerin politik olduğunun konuşulmasını sağlamamız gerekiyor. Antalya Film Festivali’nin başta queer ve feminist sinema olmak üzere, kendini azınlık kabul eden herkesin sinemasını benimsemesini hedefliyoruz.”

“Türkiye’nin trans cinayetleri sıralamalarında Avrupa’da birinci, dünyada ise dokuzuncu sırada olduğunu biliyorum. Bu güçlü baskıya rağmen, Türkiye’de 90’larda Ülker Sokak’ta başlayan, bugün ise yasaklanan Onur Yürüyüşleri’nde polise karşı direnen, kararlı bir queer mücadele söz konusu. Türkiye’de queerler sadece kendi hayatları için değil tüm kırılgan hayatlar için, barış, adalet, eşitlik ve özgürlük için direniyorlar. İlk kez bir film festivalinde yer alacağım, üstelik Türkiye’de, konuşulan dilleri bilmediğim bir ülkede; benim için hem tedirgin edici, hem heyecan verici bir deneyim. Antalya Film Festivali’ne katılarak hem Türkiye’de cinsiyet rollerinin sinemada nasıl yorumlandığını incelemek, hem de bu mücadelenin izlerini beyaz perdede ve etkinliklerde görünür kılmak istiyorum. Queer hayatların önemli ve cinayetlerin politik olduğunun konuşulmasını sağlamamız gerekiyor. Antalya Film Festivali’nin başta queer ve feminist sinema olmak üzere, kendini azınlık kabul eden herkesin sinemasını benimsemesini hedefliyoruz.”

Toplumsal cinsiyet ve queer teori üzerine yaptığı çalışmalarla, cinselliğe, bedenlere ve kimliklere bakışı bütünüyle değiştiren Judith Butler, ilk kez bir film festivalinin kadrosunda yer aldı ve 54. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin kavramsal direktörlüğünü üstlendi.

ABD’li filozof Judith Butler, üniversite yıllarına kadar çeşitli sinagoglarda öğrenim gördü ve Yale Üniversitesi’nde felsefe alanında doktorasını tamamladı. Michel Foucault’dan etkilenen ve postyapısalcı teoriyi takip eden Butler, feminizm, cinsiyet ve kurumlaşmış kimlikler üzerine çalışmalar gerçekleştirdi.

Butler, en önemli yapıtlarından birini 1990 yılında, 34 yaşındayken üretti. “Cinsiyet Belası: Feminizm ve Kimliğin Altüst Edilmesi” isimli kitabı, feminist kuramı sorgularken queer teorinin ilk adımlarından birini attı. Cinsiyetin doğal değil, performatif bir kavram olduğu savını ortaya atan düşünür, Freud’dan de Beauvoir’a, Lacan’dan Deridda ve Kristeva’ya pek çok düşünürün çalışmalarını tartıştı. 

Türkçe de dahil 27 dile çevrilen “Cinsiyet Belası”nı, 1993 yılında yayımlanan “Bela Bedenler” takip etti. Cinsiyet ve cinsellik kavramları üzerinden ilerleyen iktidarı araştırdığı bu kitabın ardından Butler, siyaset felsefesi ve üçüncü dalga feminizm alanlarında çalışarak kimlik, cinsiyet ve bedenin yanı sıra yas, savaş, sekülarizm, Yahudi felsefesi ve Siyonizm üzerine pek çok çalışma gerçekleştirdi.

Butler, 1993 yılından beri Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’nde Retorik ve Karşılaştırmalı Edebiyat bölümlerinde profesör olarak görev yapmakta; aynı zamanda Avrupa Lisansüstü Okulu Hannah Ardent Kürsüsü Başkanı’dır.

2004 yılında Yale Üniversitesi’nin queer araştırmalar alanında verdiği Brudner Ödülü’ne layık görülen Butler, 2007 yılında Amerikan Felsefe Derneği’ne katıldı. 2012 yılında kendisine takdim edilen Adorno Ödülü, yazarın İsrail hükümetine dair eleştirel tutumu sebebiyle, Almanya’daki kimi Yahudi kurumları ve Almanya İsrail Büyükelçiliği tarafından kınandı.  

Feminist ve queer örgütlenmeler içerisinde yer alan Butler, Irak ve Afganistan’ın işgali esnasında savaş karşıtı eylemlerde aktif olarak yer almıştır. Queer hareket içerisinde  Müslümanlara yönelik ırkçı tutumları eleştiren Butler aynı zamanda Filistin’in işgaline, İsrail devletine ve askeri haksızlıklarına karşı çıkmaktadır ve İsrail’i boykot eden akademisyenler arasındadır.